Kışlık buğday ve arpada ekim çoğu bölgede geride kaldı, ama tarlanın sezonu asıl şimdi başlıyor. Kasımda yapılacak iş çıkışa bakmak: tohumun ne kadarının bitkiye dönüştüğünü saymak ve seyrek kalan yerlerde sebebi bulmak. Baharda ikinci kontrol geliyor: kışın ardından hangi bitkinin yaşadığını anlamak. Bu yazıda iki kontrolün nasıl yapıldığını, kışın tarlada neler olduğunu, arpanın buğdaydan neden daha hassas olduğunu ve metrekarede kaç bitkinin yeterli sayıldığını anlatıyoruz.
Çıkış sayımı: atılan tohum ile çıkan bitki
Sayımın bir anlam taşıması için önce tarlaya kaç tohum düştüğünü bilmek gerekiyor. Hesap basit: dekara atılan kilo binle çarpılıp partinin bin dane ağırlığına bölündüğünde metrekareye düşen tohum sayısı çıkıyor. Örneğin bin dane ağırlığı 40 gram olan bir partiden dekara 25 kg atıldıysa metrekareye 625 tohum düşmüştür. Bin dane ağırlığı bilinmiyorsa tohumluktan rastgele bin dane sayılıp tartılarak bulunabilir. Dekara ne kadar tohum atılacağını dekara kaç kilo tohumluk yazısında ayrıntılı ele almıştık.
Sayım, çıkış tamamlandığında, bitkilerin çoğu bir iki yapraklıyken yapılıyor. Tahtadan ya da telden 50 × 50 cm’lik bir çerçeve, yani çeyrek metrekare, işi kolaylaştırıyor. Çerçeve tarlanın farklı yerlerine atılıyor, içindeki bitkiler sayılıp dörtle çarpılıyor. Mibzerin döndüğü tarla başları tarlayı temsil etmediği için sayım içeriden yapılmalı.
Çıkan sayı atılan tohumla karşılaştırılıyor. Sertifikalı tohumlukta çimlenme oranı yüzde 97-98; tarlada buna yüzde 5 ile 10 arasında bir kayıp ekleniyor. Yani iyi şartlarda atılan tohumun büyük çoğunluğu bitki olarak görünmeli. Sayım bunun belirgin şekilde altında kaldıysa ya da tarlanın bir kısmı dolu, bir kısmı boşsa sebebi aramak gerekiyor. Bu ilk sayımın not edilmesi önemli: baharda aynı noktalarda yapılacak ikinci sayımla arasındaki fark, kışın tarlaya neye mal olduğunu gösterecek.
Seyrek çıkışın sebebi toprağın altında
Boş kalan sıranın üstünden bakarak sebep anlaşılmıyor; tohumun bulunduğu derinliğe kadar kazmak gerekiyor. Tohum kuru toprakta olduğu gibi duruyorsa çimlenmesi için yeterli tav olmamıştır; sorun tohumda değil sudadır ve çıkış yağışı bekliyordur. Tohum çimlenmiş ama filiz toprağın altında kıvrılıp sararmışsa ya derin ekilmiştir ya da üstünde kaymak tabakası vardır. Kaymak, ekimden sonra gelen yağışla yüzeydeki toprak tanelerinin yeniden dizilip sertleşmesiyle oluşan kabuk; suyu ve havayı geçirmiyor ve filizin önüne mekanik bir engel olarak çıkıyor. Yapısı bozulmuş, ince bünyeli topraklarda daha sık görülüyor. Kaymak oluşmaması için ekimden önce kükürtlü gübre uygulanmasını öneriyoruz. Derin ekimin etkisini ve 3-5 cm kuralını kışlık arpa ekim zamanı yazısında anlatmıştık.
Yaprakları toprağın içine doğru çekilmiş bitkiler ve öbek öbek boşluklar ekin kambur böceğini düşündürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın teknik talimatına göre bu böceğin larvaları sonbaharda genç ekinin yapraklarını toprağın içine çekerek yiyor, kışı toprakta geçirip ilkbaharda zarara devam ediyor; metrekarede üç dört larva olduğunda tarlada açık sıralar ve boşluklar beliriyor. Aynı tarlaya üst üste buğdaygil ekmek zararı artırıyor, bu yüzden ilk önlem ekim nöbeti. Açık delikler, delikler arasında yollar ve kemirilmiş bitkiler ise tarla faresinin işareti. Fare mücadelesi komşu tarlalarla aynı anda yapılmadığında sonuç vermediği için tarım il müdürlükleri toplu mücadeleyi öneriyor. İki durumda da ilk adım ilçe tarım müdürlüğüne haber vermek.
Kışa dayanıklılık sonbaharda kazanılıyor
Bitkinin kışı nasıl geçireceği büyük ölçüde sonbaharda belirleniyor. Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü ve Selçuk Üniversitesi araştırmacılarının serin iklim tahılları üzerine derlemesine göre buğday, sıfırın biraz üstündeki serin sonbahar günlerinde hücrelerinde şeker biriktirerek kışa alışıyor; bu sayede dayanabildiği sıcaklık eksi 5 dereceden eksi 10 dereceye iniyor, ardından gelen hafif donlarla dayanıklılığı daha da artıyor. Kazanılan bu direnç kalıcı değil. Hava ısındığında kayboluyor ve ılık geçen günlerin ardından bastıran ani soğuk bitkiyi hazırlıksız yakalıyor. Aynı derlemeye göre don öncesindeki sıcak hava ile bol azot ve su bitkinin soğuğa duyarlılığını artırıyor, derin ekilen bitkiler de soğuktan daha fazla etkileniyor.
Kışın en iyi koruyucusu kar. Derlemede aktarılan bir ölçümde 52 cm kar altında hava eksi 17 derecedeyken toprak yüzeyi eksi 1,6 dereceydi; tarla şartlarında 8-10 cm kar örtüsünün buğdayı soğuk ve kış zararından korumaya yettiği bildiriliyor. Asıl tehlike karsız ayaz. Kışı geçirdiği erken dönemde bitkinin büyüme noktası toprağa yakın olduğu için bitki hâlâ dayanıklı; derlemedeki çizelgeye göre bu dönemde iki saat süren eksi 11 derece yapraklarda sararma, uç yanıklığı ve tarlada mavimsi bir görünüm bırakıyor, ama hava ısınınca bitki toparlanabiliyor. Rüzgârın karı süpürdüğü sırtlar karsız kaldığı için kış zararı tarlada çoğu zaman yer yer görülüyor.
Don kabarması, buz ve kar küfü
Kış zararının bir kısmı doğrudan soğuktan değil topraktan geliyor. Gündüz çözülüp gece yeniden donan ıslak toprakta donan suyun hacmi yüzde 9 artıyor ve toprak yukarı kabarıyor; bu tekrarlandıkça kökler kopuyor. Buna don kabarması, köklerin kopmasına don kesmesi deniyor. Toprak suyu donduğunda bitki su da alamıyor; fizyolojik kuraklık denen bu durum zararı büyütüyor. Bitkilerin üzerinde oluşan buz tabakası da ayrıca zarar verebiliyor.
Karın uzun süre aralıksız kaldığı kışlarda, kar kalktıktan sonra görülen zararın sebebi her zaman soğuk değil. Kar küfü başta beyaz ve pembe benekler hâlinde görülüyor; birkaç gün içinde bitkiler tamamen ölünce soğuk zararına uğramış gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bu yüzden kar kalkar kalkmaz tarlaya bakmak, zararın sebebini doğru okumayı sağlıyor.
Arpa kışa buğday kadar dayanmıyor
Aynı kışta arpa ile buğday aynı sonucu vermiyor. Minnesota Üniversitesi’nin kışlık arpa yayını, kışlık arpanın çavdar ve buğdaydan daha az dayanıklı olduğunu belirtiyor. Derlemede aktarılan, Eskişehir’de yürütülmüş bir soğuğa dayanıklılık projesinde de beyaz daneli buğdaylar arpalardan, kırmızı daneliler de beyaz danelilerden soğuğa daha dayanıklı çıkmış. Derleme zararın derecesini belirleyen başlıca etkenleri soğuğun süresi, sıcaklığın düşme hızı, bitkinin gelişme dönemi ve tarlanın konumu olarak sayıyor. Doğru zamanda ekilip üç beş yapraklı kışa giren bitki bu yüzden daha hazırlıklı.
Yine de soğuk bölgelerde arpada çeşit seçimi buğdaydakinden daha fazla önem taşıyor. Manava, Trakya’daki tescil denemelerinde soğuk zararı notlarıyla standart çeşitlerin en düşükleri arasında kaldı; ayrıntısını Manava arpa verimi yazısında anlattık. Altı sıralı Ramata’nın soğuğa dayanımı iyi olduğu için kışın sert geçtiği yerlerde de kışlık ekilebiliyor; tam kıraç araziler için seçilen Sinanbey de soğuğa iyi dayanıyor. Buğdayda Renan’ın soğuğa dayanımı çok iyi; vernalizasyon ihtiyacı olduğu için kışı görmeden başaklanmıyor ve Orta Anadolu, geçit bölgeleri ve Doğu Anadolu için öneriliyor.
Baharda ölü bitkiyi canlıdan ayırmak
Kışın sonunda sararmış, kahverengileşmiş bir tarla ilk bakışta ölmüş görünebilir, ama yaprak rengi tek başına bir şey söylemiyor. Kanada’nın Manitoba eyaleti tarım bakanlığının yayınına göre kahverengi yaprak her zaman kış zararı demek değil, kıştan yeşil çıkan yaprak da bitkinin yaşadığının kesin işareti değil. Bakılacak yer kök boğazı, yani bitkinin toprak yüzeyine yakın, köklerin ve kardeşlerin çıktığı bölümü. Sağlıklı bir bitkide kök boğazı beyaz ve diri görünüyor. Kış bitimindeki tarla kontrollerinde biz de önce sararan bitkilerde kök gelişimine bakıyor ya da toprak üstüne çıkamamış tohumları sayıyoruz.
Hava henüz ısınmadan karar vermek gerekiyorsa basit bir deneme işe yarıyor. Tarlanın farklı yerlerinden birkaç bitki toprağıyla birlikte kürekle çıkarılıyor ve ılık bir odada toprağı nemli tutularak bekletiliyor. Aynı yayına göre beş yedi gün içinde kök boğazından yeni kökler sürüyorsa bitki yaşıyor; yeni kök çıkmıyorsa kıştan çıkamamış. Sonbaharda sayım yapılan noktalarda ikinci sayım yapıldığında iki sayım arasındaki fark kış kaybını gösteriyor.
Tarlayı bozma kararı ve metrekarede bitki sayısı
Sayımın sonucunu okumak için bir ölçü gerekiyor. Tarla gözlemlerimize göre kış sonunda metrekarede 450-500 civarında bitki yoksa verim düşük kalıyor. Bu sayıya ulaşmayan ama düzgün dağılmış bir tarlada yeni kardeşler kayıpları kısmen kapatıyor; yine de kardeşlerin verimi ana saptan düşük olduğundan verim tam karşılanmıyor.
Tarlayı bozup bozmama kararını çiftçiye bırakıyoruz; bu karar verilmeden önce tarlayı yerinde görecek bir bilirkişiye danışılmasını öneriyoruz. Tarlanın büyük bölümü kaybedildiği için ilkbahar ekimi gündeme gelirse, kışı görmeden başaklanmayan çeşitler değil, Ramata gibi alternatif karakterli ve ilkbahara bırakılabilen çeşitler seçilmeli.
Kasımdaki sayım ve baharda yapılan ikincisi, bir sonraki sezonun tohumluk miktarına ve çeşit seçimine de yön veriyor. Tarlanızdaki çıkışı ya da kıştan sonra bitkilerin durumunu değerlendirmek isterseniz bölgenizi ve gözlemlerinizi ziraat mühendisimizle paylaşabilirsiniz: +90 506 101 01 50.